Sabah Namazı Adabı

Dies ist eine kostenlose Homepage erstellt mit hPage.com.

Raşidi Tarikatında Sabah Namazı Adabı

Sabah Namazını Yasin Suresi ile Kılmaya gayret et
Yasin Suresinin Türkçe Okunuşu Budur
YASiN SURESi
(Sadece birinci sayfası, Yahutta tamamı okunur)
3 Tür Okuma usulümüz vardır
Dikkat: Müntesiblerimiz sadece Sabah Namazını Farzında Okurlar Bunu Böyle
Birinci ve basit Usül:
Bu usülde okumak icin yasin suresinin birinci sayfasını ezbere bilmek yeterli
Birinci Rekatta Yasin suresinin Birinci sayfası okunur. ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur
ikinci Usülümüz (Orta Zorlukta Olan):
Bu usülde okumak icin yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar Tatildir fakat, sadece yasin suresine pazar tatil yapılıp, dinlendirilir, fakat Pazar Sabah namazındaysa birinci rekata iza cae yani Nasr suresi okunur, ikinci rekatta Nas suresinden altta olan bir zammı sure okunur.
üçüncü Usülümüz ( Zor Olan):
Bu usülde okumak icin de yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Burada ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanamlıdır ki, yanılmayasın.
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir. Fakat ikinci hafta Yasin suresi Cuma Sabah Namazında bitirilir. Bu Sefer Cumartesi sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir, yani her 6 günde yasin suresi biter 7. gün yeniden birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir,….. ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanılmalıdır ki, yanılmayasın, ve en azından yasinin başladığı ve bittiğı günleri not etmelsin ki, yanılmayasın. Daha da zorlananlar ise her hafta önceden o hafta hangi günlerde hangi sayfayı okuyacağını yazmalı ve takvime bakaraktan, o gün o sayfayı okumalıdır.
YASiN SURESi BUDUR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yasin
Vel kur’anil hakiym
İnneke le minel murseliyn
Ala sıratım müstekıym
Tenziylel aziyzir rahıym
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun
Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun
İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun
Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun
İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım
İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn
Birinci Sayfa buraya kadar
Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun
İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun
Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun
Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun
Ve ma aleyna illel belağul mübın
Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym
Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun
Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn
İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun
Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun
İnnı izel le fı dalalim mübın
İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun
Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn
Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn
İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun
Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun
Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun
Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun
Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun
Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun
Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun
Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun
Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym
Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun
Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn
Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun
Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın
Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn
Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun
Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun
İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun
Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn
Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym
Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun
Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun
Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun
Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun
Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn
Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın
E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun
Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun
Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım
Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım
Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım
İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun
Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun.


Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua

Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sofilerim/Sofiyelerim Ey Yaaar:
Sabah Namazınızı kılıpta, amin deyip, duanızı da yaptıktan sonra, ve Hüvallahülleziyi de okuduktan, ve fatihayı da okuyup, 13 estağfirullahı da çektikten hemen sonra,

Sabah namazından sonra Bu Duayı okuyunuz :


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يا حَـيُّ يا قَيّـومُ بِـرَحْمَـتِكِ أَسْتَـغـيث ، أَصْلِـحْ لي شَـأْنـي كُلَّـه ، وَلا تَكِلـني إِلى نَفْـسي طَـرْفَةَ عَـين

Bismillahirrahmanirrahim
* Yâ Hayyü yâ Kayyûm Birahmetike esteğisü. Fe’aslıhlî şe’nî Küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.*

Ey Hayy ve Kayyum olan Allahım ! Rahmetinle senden yardımını isterim. Benim bütün işlerimi, hal ve hareketlerimi düzelt. Beni bir göz kırpması kadar bile olsun nefsime bırakma .

(Hakim. Hakim’in sahih olduğunu söylemesine İmam Zehebi de katılır. Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib 1/273)


اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير

Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileykel masiyr (veya nuşur)

“Allah’ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır.”

(Tirmizi; Bkz. Sahihu’t-Tirmizi: 3/142)

SABAH

أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـؤِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر

AKSAM

أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـوءِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر


“Akşamladık, mülk de Allah’ın olarak akşamladı. Hamd, Allah’adır. Allah’dan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. Ve O, her şeye gücü yetendir. Rabbim! Senden, bu gecede olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın kötülüğünden sana sığınırım. Rabbim! Cehennemdeki ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.”

(Müslim: 4/2088)

Sonrada

Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Onun devamı olan Gündüzün de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Onun devamı olan Gündüzün de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel yevmi ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel yevmi ve şerri ma beadehu.
Akşam Namazından sonra da Bu Duayı okuyunuz :
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel Leyli ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel Leyli ve şerri ma beadehu.
Ardından da Felak ve Nas Sureleri Okunur.


سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ


سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ

Felak Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Nâs Sûresi

Bismillâhirrahmanirrahim

 E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
 


Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır. “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti

Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir. Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :
Ey Ali Sabah namazının iki rekatını kıldıktan sonra
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.

O iki zikir bunlardır

سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ

Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.

لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.


İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.

Faziletleri

Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”

"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...

Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:

“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.

(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)

Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.

Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)

Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?

Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.

Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.

Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.

Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.

Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir

(Tirmizî, Daavât, 63)

Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler

Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.

Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.

"Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız"

[Nisâ sûresi (4), 31] 

âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.

Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.

(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."

[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."

[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]

1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.

2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.

Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."

“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS

Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:

“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

«−Gelen kim?» denildi.

«−Cibrîl!» dedi.

«−Berâberindeki kim?» denildi.

«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.

«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.

«−Evet!» dedi.

«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.

Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.

«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.

Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:

«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.

Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.

Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Ben onu geçince, ağladı. O’na:

«–Niye ağlıyorsun?» denildi.

«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.

Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.

Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:

«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Daha sonra bana:

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.

Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:

«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”

Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.

«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]

(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)

Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.

O da cevâben:

“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.

(Râzî, XXVIII, 251)

Raşit Tunca
 Schrems, 09.09.2022

Dies ist eine kostenlose Homepage erstellt mit hPage.com.